Yaşanmış, İnanılmaz Bir Suç Hikayesi; The Act Dizisi Konusu ve Oyuncuları

Gerçek bir hikayeden esinlenerek senaryosu hazırlanan ''The Act'' dizisinde ''Blanchard'' ailesinin akıl almaz hikayesini izliyoruz. Hulu tarafından yayınlanan dizi 8 bölümden oluşuyor. Dizide hayranlıkla izleyeceğiniz Altın Küre, Emmy ve Oscar kazanmış Amerikalı oyuncu Patricia Arquette ve geleceğin parlak yıldızlarından Joey King gibi önemli isimler yer alıyor.

0

Dizinin en başında gerçek bir hikayeden esinlenildiği ama olayların daha çok dramatize edildiği sahneler olduğu söyleniyor. Tesadüfen gördüğüm The Act paylaşımının konusu okuduğumda çok fazla ilgimi çekti ve diziye başlamadan bir araştırma yaptım. İzlemeden önce içinde spoiler da olsa incelemeleri okumak beni rahatsız etmiyor, tam tersi öğrendiğim bilgiler üstüne izlemekten daha çok keyif alıyorum.

The Act Resmi Fragmanı

Yaşantılarının genel olarak son 7 yılının anlatıldığı hikaye 911’in arandığı ve bir terslik olduğu anlaşılan sahneyle başlıyor. Blanchard ailesinin sevecen, fedakar ve bütün hayatını kızına adamış gibi görünen anne Dee Dee Blanchard (Patricia Arquette) ve doğuştan birçok hastalığı olan kızı Gypsy Rose Blanchard (Joey King) Slidell’deki kasırgada evlerini kaybetmiş ve Springfield’e taşınmışlardır. Görünürde bir çok hastalığı olan Gypsy’nin, annesi sayesinde huzurlu ve mutlu bir yuvası vardır. Gypsy tekerlekli sandalyeye bağlı ve göbeğinden besleniyor. Annesinin söylediği kadarıyla zeka geriliği, epilepsi, omurilik felci, kalp hırıltısı, kansızlığı, şekere ölümcül bir alerjisi ve reflüsü var. Anlayacağınız hastalık adına Gypsy de yok yok. Birinci bölümün sonunda, anlatılan hikayenin aslında gerçeği yansıtmadığını görüyoruz. Annesi uyuduktan sonra yatağından kalkan Gypsy yürüyebiliyor. O günün akşamında şeker komasına gireceği endişesiyle hastaneye kaldırılan Gypsy, annesi ile doktorun konuşmasına şahit olur ve aslında şekere alerjisi olmadığını öğrenir. Gece annesinden gizlice kalkar ve bunu test eder, gerçekten şekere alerjisi olmadığını anlar. Annesi, onu hayatı boyunca hasta olduğuna inandırmış, hasta kalması için her şeyi yapmıştır. Her gece gizlice şeker yemeye başlayan Gpysy’nin haliyle dişleri çürür, çünkü aldığı ilaçlar yüzünden bağışıklık sistemi oldukça zayıf ve normalde ağzından beslenmemektedir. Dizinin 2. ve 3. bölümlerinde Gypsy’nin diş operasyonundaki süreci ve yaşadıkları gerçekten çok kötüydü. Özellikle ilk 3 bölümde canlandırdığı rol gereği işi zor olan Joey King’in oyunculuğu takdire şayan.

Dee Dee Blanchard (Patricia Arquette), Gypsy Rose Blanchard (Joey King)
Dee Dee Blanchard (Patricia Arquette), Gypsy Rose Blanchard (Joey King)

Aslında bu hikayenin merkezinde yapay bozukluk olarak adlandırılan nadir görülen bir akıl hastalığı var. Hastalığın ismi Munchausen by Proxy Sendromu (Vekaleten Hastalık) ve asıl hastamız Gypsy’nin annesi Dee Dee. Hikayenin aslıyla ilgili HBO kanalının, yapımcı ve yönetmenliğini Erin Lee Carr’ın yaptığı Mommy Dead and Dearest adında bir belgeseli bile var. Munchausen by Proxy sendromu, bakıcıların sorumlu oldukları kişiyi sağlık sorunları olduğuna inandırarak, bu sorunlara bizzat neden olarak ve büyüterek, hayatlarını o hastaya vakfettikleri görüntüsünü vererek takdir, sempati ve ilgi kazanmaları anlamına geliyor. 

”Munchausen sendromu ilk kez 1951’de hastane hastane dolaşıp hastalık öyküleri uyduran ve kendilerine gereksiz yere cerrahi girişimler uygulanmasına razı olan bir grup hastayı belirtmek için kullanılmıştır. Sendroma ismi verilen Baron Karl von Munchausen 18. yy.’da  yaşamış, savaştan döndükten sonra kendi uydurduğu eklentilerle daha da ilginç hale getirdiği maceralarını anlatan eski bir süvari subayıdır.” Hastalık ile ilgili detaylı bilgi almak isterseniz aşağıda ki linke bakmanızı tavsiye ederim.  Munchausen by Proxy Sendromu: Vekaleten Hastalık Kaynak: http://www.ttb.org.tr/STED/sted0600/8.html

Dee Dee, Gypsy Rose’u kötüye kullanması akıllara durgunluk veriyor. Dee Dee’nin kızına neden olduğu veya taklit ettirdiği hastalıklar içinde bir çok yardım kuruluşundan faydalanıyor. Habitat For Humanity tarafından onlar için inşaa edilmiş bir ev almak için Katrina Kasırgası mağduru olduğu konusunda yalan söylüyor ve bu bilgiyi kızının hastane kayıtları içinde bir çok defa kullanıyor. Gypsy Rose’un babası ile arasındaki teması kesiyor ve ona da kızıyla ilgili yalan söylüyor. Böylece Dee Dee, Gypsy’nin babasından maddi destek alırken kurgusunu devam ettirebiliyor. Dee Dee’nin, Gypsy üzerinde kurduğu psikolojik baskıyı izlerken aşırı derecede rahatsız oluyorsunuz. Gypsy Rose’un yürüdüğü anda birbirlerine denk gelseler bile annesinin bir işareti ile tekrar tekerlekli sandalyeyle oturuyor. Bu durum geceleri yatarken kullandığı solunum cihazı ve karnından beslenmesi için takılan alet için de geçerli. Diziyi izlerken aklınıza sığmayan, sık sık sinirleriniz bozulduğu anlar olacak.

The Act - Dee Dee (Patricia Arquette)
The Act – Dee Dee (Patricia Arquette)

Patricia Arquette, pasaklı, kıvırcık saçları ve sürekli taktığı önlükleri olan Dee Dee rolünde neredeyse tanınmaz bir halde. Dee Dee’nin doğasındaki ihanet ve şiddet, sürekli içinde kaynamaya devam ediyor. Heyecan verici bir rol sergiliyor. Dee Dee, melodik ve acınası olan bir konuşma tarzıyla tatlılık ve tiranlık arasında sürekli gidip gelen bıçak sırtında bir oyunculukla karakteri dengeliyor. Rolünü fazlasıyla inandırıcı ve benimseyerek oynayan Arquatte oyunculuk performansıyla göz dolduruyor.

The Act -  Gypsy
The Act – Gypsy

Genç oyuncu Joey King, 20 yaşında olmasına rağmen sergilediği performansın da etkisiyle ”The Act” dizisi IMDB listesinde 8,1 puan ile yer alıyor. Gypsy Rose’un sesine ve tavrına sımsıkı bir şekilde yapışmış, çalışılmış bir oyunculuk sunuyor. Bu çok önemli, çünkü bu olaya aşina olan herkes Gypsy’nin çocuksu bir sesi olduğunu bilir; bu da zaten ürpertici ve üzücü bu hikayeye bir gerilim daha ekliyor. Joey King rolünü çok etkili yansıtıyor ve izleyiciyi çeken hassas bir performans sergiliyor.

Yardımcı oyuncular, Chloe Sevigny’i Blanchard’lerin sırrını tehdit eden saçma sapan bir komşu olarak karşımıza çıkıyor. Breaking Bad’ın polis amcasına da (Dean Norris) verilen basit rol hoş bir sürprizdi. Genel olarak, yardımcı oyuncu kadrosu büyük ölçüde tanınmamaktadır. Büyüleyici bir drama senaryosunda gerekli olan inandırma için bu da büyük bir nimettir. Çok fazla ünlü varsa, yansıtmak istediğiniz gerçeklik balonu patlayabilir.

Dee Dee ve Gypsy'nin mutafaktan bir sahnesi.
Dee Dee ve Gypsy’nin mutafaktan bir sahnesi.

Blanchard ailesinin Disney karakterleri takıntısı ve özünde yansıttıkları zehirli kadınlıkları, süslü püslü demode kıyafetleri, Dee Dee’nin sayısız hap şişelerini tuttuğu devasa dolabı, istifçi gibi yan yana dizilmiş oyuncak ve kostümlerle dolu pembe bir eve sahiptirler. İlaç şişelerinde küçük elle yazılmış notlar; hatta bir şişenin üstüne Dee Dee tarafından yazılmış “uyuyan bebek” etiketi gibi.

Gerçek suç belgeselleri bol olmakla birlikte, gerçek bir suça dayalı TV dizisi şaşırtıcı derecede nadirdir. Gerçekte yaşanmış bu olay çok karmaşık, garip ve ürpertici. Mağdurlarla failler arasındaki çizgiler o kadar bulanık ki bu dramatizasyon kolayca gazete haberi çöpü haline gelebilir.

Kötülüğün sınırlarını zorlayan bu hikayedeki figürler zihninize daha farklı kazınacak ve kül kedisi kıyafetlerini gördüğünüzde sizin için her şey daha hüzünlü olacak.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz